10 Eylül 2011 Cumartesi

Kalem kokar Eylül

Benim için bazı ayların kendine has bir kokusu vardır, örneğin Nisan ayı hep Cunda'nın, Datça'nın o benzersiz ıtır kokusu ile gelir, Haziran bizim balkonda açan yaseminin kokusudur, Eylül ise yeni defter ve kurşun kalem kokar. Masasının üzeri yıllardır satın almaktan vazgeçmediği ama asla kullanmaya kıyamadığı defterleri ile dolu olan, her gittiği müze dükkanından kurşun kalem alıp biriktiren biri için çok da şaşırtıcı olmasa gerek, Eylül'ün kırtasiye kokusu... Ben her Eylül'de kıskanırım okula giden çocukları. Kendimi kırtasiyelerden çekip çıkartamam bir türlü... Üzülürüm sadece çizgi film kahramanlarından oluşan kalemler, defterler, çantalar görünce... Oysa ki, çok önemli bir göstergedir kişinin kalem seçimleri, defter seçimleri... Bir insan hakkında çok net fikirler edinebilirsiniz, sadece kullandığı kırtasiye malzemelerine bakarak. Dolma kalem mi kullanıyor yoksa kurşun kalem mi, sıradan bir tükenmezi mi tercih ediyor yoksa keçeli kalem mi? Mavi mi mürekkebi, siyah mı, yoksa kırmızı ya da mor mu? Ben mor kullanıyorum örneğin, sırf en sıkıcı şeyleri yazarken bile daha eğlenceli göründükleri için... Kareli not defterini mi tercih ediyor, çizgili mi yoksa çizgisiz mi? Mesela matematik kafası gelişmiş olanlar kareliyi tercih eder, sınırsızlıktan hoşlananlar çizgisizi...

Her Eylül yepyeni kalemler ve yepyeni defterler yepyeni ve heyecan verici başlangıçları işaret eder. Ben oldum olası yeni yılı Eylül'de yaşamaya başlarım. Okul yılının başlaması alışkanlığından olsa gerek... Ben çok şanslıydım, annemle babam da bayılırlar kırtasiyeye o yüzden bizde bir festival olurdu okul alışverişi ve çok üzülürdüm anneler ya da babalar çocuklarını engelledikleri zaman: "Kızım nasıl olsa kaybedeceksin alma o silgiyi" Oysa ki, insan severek aldığı, çok beğendiği bir kalemi, silgisi, kalemtraşı kaybolduğunda sorgular kendini, 'ben çok mu dağınığım' diye ve daha da kıymetli olur aldıkları, daha bir özenle bakar onlara... 

Kalemkutuları da önemlidir hem de çok önemli... Kalemlerinizi ne kadar sevdiğinizi, onları nasıl saklamak istediğinizi gösterir. Önceleri ben de eğlenceli teneke kutular peşinde koştum, sonraları yerini deri aldı, şimdilerle olabildiğince en iyi deri malzeme için de saklamaya özen gösteriyorum kalemlerimi... Derinin kokusunun kurşun ve mürekkep kokusu ile birleşmesine bayılıyorum. Kalemlere hak ettiği değeri veren ve herbiri kendi başına dokusu, dayanıklılığı ve rengi ile beni büyüler bu zarif malzeme...

Ne zevklidir taptaze bir defterin ilk sayfasına yazmak. O ilk kelimeler ya da rakamlar bilinmezin ilk lekeleridir kağıt üzerindeki... Yılın sonu geldiğinde ilk günkü tazelik yerini bir koca yaşanmışlığa bıraktığında da severim ben o defteri, son sayfaya yazdığım son kelime de ilki kadar zevk verir. Ama yine de kıyamam çoğu zaman ben defterlerime, korkarım onları kirletmekten, hatta ya bu güzel defterlere yazdıklarım güzel olmazsa diye çekinip hiç yazamadığım defterlerle doludur etrafım. Onların o buruşmamış, kaymak gibi sayfalarına dokunmaya ve hayal etmeye bayılırım, bakalım ne tür bir ilham geldiğinde dolacak bu sayfalar diye...

Bu liste uzar gider...İtiraf ediyorum, beni kırtasiyeleri dolduran her türlü kalem, silgi, kalemtraş, defter, not defteri, ajanda büyülüyor aslında. Ve her Eylül kırtasiyeler heyecan verici yeniliklerle dolup taştığında koşarak gidiyorum onlara. Bayılıyorum o telaşlı okul alışverişlerini izlemeye.... Ve o kokuyu içime doya doya çekiyorum. Bir daha ki Eylül'e kadar burnumdan hiç gitmesin diye ezberliyorum. 

Eylül'ün yeni başlangıçlara davetiye çıkaran kırtasiye kokusu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder