7 Eylül 2011 Çarşamba

İstanbul'da sonbahar


İstanbul'da yaşamanın en güzel yanlarından biri de bu şehirin her sonbahar yeniden ama yeniden canlanmasına şahit olmaktır. Hayatta hiçbir yer İstanbul'un sarı sonbaharı kadar güzel yaşamaz bu mevsimi. Ve İstanbul her sonbaharda hediyeler sunar, sürprizler hazırlar, davetkar bir edayla bize seçenekler sunar...Bu sonbaharda da pekçok ilham verici armağanı var İstanbul'un... Kaçırmayalım bu özgün şehrin özgün davetlerini...

İstanbul'un affına sığınarak davetlerinden birkaçını size yinelemek isterim:

İyot kokusunun şehri sardığı, rüzgarın yapraklarla dans ettiği haftasonlarına  ek olarak ruhumuzu Bienal'de zenginleştirelim. 17 Eylül'den itibaren serin İstanbul günlerinden birinde önce Antrepolarda bu yılki sergileri gezelim, Istanbul Modern'in cafesinde birer yorgunluk kahvesi içelim, gördüğümüz işler üzerine konuşalım... eğer bir gemi varsa önünde İstanbul Modern'in, onunla ilgili hayal kuralım, yoksa eğer eski Istanbul manzarasına doyalım. Yorgunluğumuzu attıktan sonra bu kez de yürüyerek Beyoğlu'na çıkalım. Salt'taki sergiyi dolaşalım, oradan yürüyerek İKSV binasına gidelim ve günü güneş batarken Haliç manzarasına karşı birer kadeh rose yudumlayarak tamamlayalım.

Bir başka haftasonu ise sizi Cihangir'i ve Çukurcuma'ya keşfe davet ediyorum. Birlikte Galatasaray Lisesi'nin yanından yürümeye başlayalım ve antikacılara, sahaflara, eski oyuncakçılara, yeni sanat galerilerine gire çıka yürüyelim, sizi Ayşe ile tanıştırayım, Türkiye'nin tek gravür koleksiyoneri, belki birer eski istanbul gravürü bile satın alırız onun şirin dükkanından. Sonra yılın ilk turşularının tadına bakmak için Asri Turşu'cuda birkaç dakika mola veririz ve Cihangir'e çıkarız. Plakçılar, küçük cafeler, İstanbul'un en benzersiz mimarisine sahip binaları ve arada yüzünü gösteren Boğaz manzarasına bakarak dolaşırız, şehrimizin sokaklarında turist olma keyfimizi Cihangir'in cafelerinden birinde yudumlayacağımız yorgunluk kahvesi ile noktalarız.

8 Ekim'de ise FilmEkimi başlıyor. İstanbul Film Festivali ve dünyanın diğer önemli festivallerinden derlenmiş filmlerden oluşan küçük ama bir o kadar da zengin film dünyası. En az 3 film seçelim kendimize ve 1 hafta boyunca o filmleri izleyelim. İstanbul'un gerçek sinemaseverleri ile yanyana oturalım... 

22 Ekim'de Akbank Jazz Festivali başlıyor. ZAZ geliyor, biletler çıkar çıkmaz bitebilir ama eğer yakalarsak mutlaka gidelim ve dinleyelim.

Galata'yı ihmal etmeyelim, sonbaharın modası ile ruhumuzu okşayalım, Simay'da deri kokusunu içimize çekelim, küçük dükkanlarda takılarla göz zevkimizi zenginleştirelim, yaşımız gereği uzak durduğumuz sokak modasının ilginç parçalarına bakalım, deneyelim çıkartalım Keyiflenelim..

Babylon ve Getto'ya uğramayı da unutmayalım. Getto'da Ayhan Sicimoğlu'nu dinleyelim, Babylon'da hiç bilmediğimiz yeni bir sanatçıyı keşfetmenin keyfini çıkartalım... Ve tabii Sofyalı 9'da, rakı ve pazı dolması ile bir dost masasını hiç aksatmayalım..

Sonbaharın tadını çıkartmak üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder